|
|
|
|
TÜRKİYE'NİN İLK VE TEK PAPAĞAN DERGİSİ |
|
|
|
| |
|
|
 |
Atatürk Hakkında Bilinmeyenler |
| |
|
| |
Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Mustafa Kemal Atatürk´ün üstün şahsiyetinin yan sıra birde olağanüstü ve bilinmeyen bir yanının da olduğu düşüncesi ile yaptığımız araştırmada gördük ki; olağanüstü yaşamı boyunca başından son derece ilginç ve gizemli olaylar geçmiş. Bu kısa araştırmada bizi en çok mutlu eden, Atatürk´ün sadece kurucusu olduğu bu ülkede değil de; dünya üzerinde de bıraktığı izlerinde olduğuydu. Bu sayımızda da bunların bir kısmına yer vermeye çalışacağız Bilinen bir gerçeğin yazılı metin halini görmek, eminiz okurken sizlere de keyif verecektir.
İLK BAŞ KALDIRIŞI :
Atatürk, oldu olası Arapça derslerinden, yere bağdaş kurarak oturmaktan ve dizleri üstünde durarak yazı yazmaktan hiç memnun değildi. Yine dizlerinin üstünde durmaktan dizlerinin ağrıdığı bir gün ayağa kalkarak dersi ayakta dinlemeye başladı. Fakat bu seferde hocası bundan memnun olmamıştı ve Atatürk´e yerine oturmasını söyledi. Atatürk ise dizlerinin ağrıdığını ve oturamayacağını söyledi. Bunun üzerine hocası sinirlenip, deliler gibi haykırarak ; "Neee bana karşımı geliyorsun " dedi. Atatürk bunun üzerine ; "Evet karşı geliyorum" dedi. Tam bu anda diğer bütün çocuklarda ayağa kalkıp ; "Evet karşı geliyoruz" diyerek aynı sözleri tekrarlayınca, hoca ne yapacağını şaşırarak onlarla uzlaşmak zorunda kalmıştı. Bu onun ilk baş kaldırışıydı. Liderlik vasfının ve kitleleri peşinden sürükleyen karizmasının ilk ortaya çıkışıydı.
15 YIL HÜKÜM SÜRECEKSİN...
Atatürk hakkında yapılmış birçok kehanet vardır. Bunların en ilginci onun el falına bakan bedevinin söyledikleridir. Mustafa Kemal arkadaşları ile Bingazi´ye, Trablusgarp savaşına katılmaya gidiyordu. Yolda bir bedevi´ye rastladılar. Bedevi el falına çok iyi baktığını ve genç subaylara da isterlerse bakabileceğini söyledi. Hepsi ellerini açarak bedevinin söylediklerini dinlemeye başladı. Sıra Mustafa Kemal´e gelince, o önce baktırmak istemedi ama arkadaşlarının ısrarı karşısında, sonunda o da elini bedevi´ye açtı. Bedevi ele bakar bakmaz yerinden sıçradı ve heyecan içinde ; "Sen padişah olacaksın" dedi ve ilave etti "15 yıl hüküm süreceksin." Genç subaylar gülüştüler ve yollarına devam ettiler. Aradan yıllar geçti, Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti´nin Cumhurbaşkanı oldu. Cumhuriyetin 14.yılında hastalandı. Karaciğeri kötüye gittiğinde çevresindekiler ona "Artık içme Paşam" dediler. Atatürk onlara bir zamanlar yolda rastladıkları falcı bedevi´yi hatırlattı ve gülerek ; "Arap vaktiyle söylemişti, Bizim padişahlık nasıl olsa 15 yıl sürecek... Hesapça bu son senemizdir..." Yıl 1938 ´di...
SECCADE ÜZERİNDEKİ KEHANET:
Bilindiği gibi Hint halkı Atatürk´ü ve Türk halkını yalnız bırakmamıştı. Kurtuluş savaşından yıllar sonra,1929 yılında Bir Hintli Mihrace Atatürk´ü Pera Palas'taki 101 No'lu odasında ziyarete gelmişti. Mihrace´nin Atatürk´ü hangi nedenle ziyaret ettiği ve adı ve ziyaret sebebi hala bilinmiyor. Mihrace´nin ziyaretindeki bir sır da getirdiği hediyede yatmaktadır. Bu hediye altın sırmalı, Hint işi ipek bir seccadedir. Seccadenin üzerinde bir şamdanın asılı olduğu düz bir kemeri, her iki yanında birer güvercin bulunan beş kubbeli bir diğer kemerin çevrelediği görülmektedir. Bordür de fillerden oluşmaktadır. En ilginç yer ise her iki kemerin arasında orta kısımda dal kıvrımları ve güllerin çevrimi ile oluşan boşlukta Romen rakamlı bir saatin bulunmasıdır ve saat; 09.08´i göstermektedir. Atatürk Mihracenin ziyaretinden 9 sene sonra saat 09.05 ‘e vefat etmişti. Seccade halen Pera Palas'ta bulunmaktadır. ATATÜRK´ÜN GELECEĞİ GÖRDÜĞÜ OLAYLAR :
Atatürk 1931 yılında,2.Dünya savaşının patlamasının yakın olduğunu söylemiş ve bu konudaki düşüncelerini General McArthur´a şöyle anlatmıştı. "Versay Antlaşması, 1.dünya savaşına yol açan nedenlerden hiçbirini ortadan kaldırmadı. Tersine rakipler arasındaki uçurumu büsbütün derinleştirdi. Şimdi içinde yaşadığımız barış dönemi, sadece bir ateşkesten ibarettir. Avrupa’nın geleceği Almanya’nın alacağı tavra bağlıdır." General McArthur’a göre, savaşın 1940–1945 yılları arasında çıkacağını söyleyen Atatürk, Almanya’nın ancak Amerika’nın savaşa katılması ile yenileceğini ifade etmiştir. Atatürk hayatının sonlarına doğruda şöyle diyordu ; "Bir dünya savaşı yakındır. Bu savaş sonucunda, dünyanın durumu ve dengesi baştanbaşa değişecektir." ATATÜRK, Mussolini hakkında da şu görüşlerini açıklamıştı ; Mussolini bir maceraperesttir. Milletini bir uçuruma sürüklemektedir. Her tarafa saldırıyor. Bu adam yüzünden, çok şımarmış olan bu millete dersini vermeyi çok isterdim. Lakin yakında bir küçük millet onlara layık olduğu dersi verecektir. Ve şunu da hatırlatırım ki, bir gün gelecek, Mussolini’yi kendi milleti linç edecektir." Bu görüşleri aynen gerçekleşmiştir.
ATATÜRK´ÜN RÜYASI :
Atatürk´ün bir rüyasını da Dr. Reşit Galip Bey´den öğrenmekteyiz, "Mustafa Kemal, Ankara’ya geldikten bir süre sonra ilginç bir rüya görmüştü. Ertesi i gün bana şöyle anlattı. ; "Reşit Bey, rüyamda bana ´Paşam, İnönü´den ne haber? Diye sordunuz. Bende ´vaziyet kritiktir´ cevabı verdim.´Kritik nedir? Anlamadım ki!´dediniz. Bende ´Bunun cevabını 15 dakikaya kadar veririm´ diyerek odama çekildim." Mustafa Kemal bana bu rüyasını anlattığında düşman henüz İzmir’e çıkmamıştı, İnönü mevkii de henüz bir önem taşımıyordu. Aradan yıllar geçti 2.İnönü Savaşının kritik günlerinden biriydi. Mustafa Kemal´in arabası Millet Meclisinin önünde durdu. Hemen yanına koşarak, telaş ve endişe içinde, "Paşam, İnönü´den ne haber?" diye sordum. Aynen şu cevabı verdi ; "vaziyet kritiktir" O zaman ben ; "Kritik nedir? Anlamadım ki!" dedim. O da ; "Sana bunun cevabını 15 dakikaya kadar veririm" dedikten sonra gülümsedi ve ; "Hani Ankara´ya geldikten sonra bir rüya görmüştüm, hatırladın mı?" Hafızamı yoklayarak, rüyasını anlattım. Gülerek ; "işte, rüya ayniyle vakidir. Ben ismet´i tanırım, göreceksin 15 dakikaya kadar kendisinden muzafferiyet haberi alacağız." Gerçekten de 5 dakika geçmeden bir telgraf gelmiş ve 2.İnönü savaşı'nın da zaferle sonuçlandığını öğrenmişlerdi... ATATÜRK´ÜN 1907´DE ÇİZDİĞİ T.C. HARİTASI :
Atatürk, Kurtuluş savaşından çok önce, ittihatçıların Trakya´da 1907´de yaptıkları bir toplantı sırasında, bir Türkiye haritası çizmişti. Orada bulunanların anlattıklarına göre, o günkü Osmanlı devleti sınırlarıyla hiçbir ilgisi olmayan ve o zaman hiçbir anlam veremedikleri bu harita, gelecekte, yine Atatürk´ün kuracağı Türkiye Cumhuriyeti´nin haritası olacaktı. Haritada bugünkü sınırlarımıza uymayan tek bir fark vardı; Atatürk, bizden ayrılmasına gönlünün bir türlü razı olmadığı Kerkük´ü de Türkiye topraklarına katmıştı. DENEME UÇUŞU : Uçakların ilk deneme ve gelişme dönemleriydi. Fransa´da yapılan bir uçak gösterisine katılan, birçok ulusun temsilcileri arasında, Osmanlı ataşesi olarak Mustafa Kemal´de katılmıştı. Gösteriyi izleyenler, sırasıyla uçağa bindirilerek gezdiriliyorlardı. Sıra Mustafa Kemal´e geldiğinde, gösteride bulunan ve genç ataşenin komutanı olan şahıs, birden bir rahatsızlık duyarak Mustafa Kemal´in uçağa binmesine engel oldu. Öteki temsilcilerle havalanan uçak kısa bir süre sonra düştü ve içindekilerden sağ kurtulan olmadı. ATATÜRK VE "9" VE "19" Rakamları : Atatürk´ün hayatında "9" rakamının kendine özgü önemli bir yeri olmuştur. Örneğin Atatürk´ün doğum yılı olan 1881 rakamı, "9" rakamı ile birçok ilişkiler göstermektedir. 1+8=9 8+1=9 18=2x9 81=9x9 18+81=99 19x99=1881 Atatürk´ün harp okuluna girdiği tarih: 1899 Vatanı kurtarmak için Samsun´a ayakbastı: 19.05.1919 Bandırma vapurunda yolcu sayısı 19 ´dur. İttihat ve Terakki´nin yıllık toplantısına Trablusgarp delegesi olarak katıldı: 22/09/1909 Sivas kongresinde Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti Heyeti Temsiliyesini kurdu: 04/09/1919 Erzurum Mebus adaylığını kabul etti: 19/10/1919 TBMM tarafından kendisine gazi unvanı verildi ve Mareşalliğe terfi ettirildi: 19/09/1921 Atatürk 19.yüzyılda 19 yıl yaşamıştır. Atatürk 19.yüzyılın bitmesine 19 yıl kala doğmuştur. Atatürk´ün ilk askeri görevi, 19.Kolordu Komutanlığıdır. Mustafa Kemal Atatürk: 19 harften oluşmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk´ün nüfus cüzdanının numarası da 993814-B idi. Bu sayı dizisindeki 938 rakamı öldüğü yılı hatırlatmakta geriye kalan 9 ve 14 rakamı da ölüm saatinin yakın bir benzeridir. "Ne mutlu Türküm diyene" =19 "istikbal göklerdedir" =19
ATATÜRK´ÜN ÖNSEZİLERİ :
"Bunlar bir gün olacaktır... Görürsünüz, işitirsiniz..." Prof. Dr. Afet inan "Atatürk hakkında hatıra ve belgeler" adlı kitabında ilginç bir hatırasını naklediyor. Atatürk 09 Ocak 1936 Perşembe günü, dil ve tarih coğrafya fakültesi´nin açılış dersinde okuması için afet inan´a : "tarih belgelerinin ilerideki keşifleri buna dayanacaktır. Her tarihi kişinin söylediği sözler toplanabilecek ve böylece biz onları kendi seslerinden ve sözlerinden dinleyebileceğiz." diyerek yazıyı verir. Buna karşılık Afet inan : "Bu çok uzak bir gelecekte belki olabilecek keşfin benim ifadem olarak verilmesine cesaret edemeyeceğimi" kendisine söylediğim zaman canı sıkıldı ve şöyle dedi : "Bunlar bir gün olacaktır... Görürsünüz, işitirsiniz..." 30 yıl sonra : Atatürk tarafından bu yazının verilmesinden 30 yıl sonra yine aynı ay ve günlere tesadüf eden,01 Ocak 1966´ da şöyle bir haber yayımlandı : "Venedik´in Saint Georges Adasındaki Benedictis Manastırı Laborotuvarlarında, manastır rahiplerinden Pellegrio'nun yönetiminde, seslerin ayırımı esasına dayanan çok dikkate değer araştırmalar yapılmaktadır. İtalya içişleri Bakanlığı,1962 ´de başlayan bu çalışmaları kontrol etmektedir. Fakat elde edilen sonuçlar halen açıklanmamıştır. Saint Georges Adasındaki bilim kurulunun geçmişe ait sesleri toplayacak, elektronik araçlar üretmeye çalışmaktadırlar. Bilim adamları özellikle Demosten, Pitagor ve Jul Sezar´ın söylevlerinden kendi sesleri ile parçalar elde etmeye uğraşmaktadırlar." Haberin sonunda ise daha açıklayıcı bilgilerin şu anda verilemeyeceğinden bahsediliyordu. ATATÜRK´ÜN GÖRDÜĞÜ SON RÜYA :
26 Eylül 1938 tarihinde Atatürk, rahatsızlığı ile ilgili olarak ilk defa hafif bir koma atlatmıştı. Prof. Dr. Afet inan, olayı şöyle anlatıyor : "O geceyi rahatsız geçirdi, ilk hafif komayı o zaman atlatmıştı. Ertesi sabahki açıklamasında" : "Demek ölüm böyle olacak" diyerek "uzun bir rüya gördüğünü" söyledi ve "Salih´e söyle, ikimizde bir kuyuya düştük, fakat o kurtuldu" dedi. Atatürk’ün, burada "kuyuya düşme" sembolü ile gördüğü rüya vizyonu, kendisinin de söylediği gibi ölümün habercisiydi. Salih Bozol´un kuyudan kurtulması ise bilindiği gibi, Atatürk´ün vefat ettiği gün, buna çok üzülen Salih Bozok'un da intihar etmesi ve sonunda onun kurtarılmasını simgeliyordu. İşte bu ATATÜRK´ün son rüyası idi...
Atatürk'ün en sevdiği yemeğin pirinç pilavı, en sevmediği öğünün kahvaltı olduğunu biliyor muydunuz? İşte Atatürk hakkında beş bilinmeyen daha...
ATATÜRK HAKKINDA 5 BİLİNMEYEN:
Ulu Önder'in bilinmeyen yönleriyle tanışmak ister misiniz? İşte size Atatürk hakkında şimdiye kadar hiç bir yerde duymadıklarınız 1- "Yeter artık Mustafa!" Trenle yaptığı bir Erzincan gezisi sırasında, bacaklarıyla karşısında oturan kadının bacaklarını buluşturması, Latife Hanım'ın "Yeter artık Mustafa!" diye bağırması üzerine trenden indirilip Ankara'ya gönderilmesi, Lord Kinross'un "Atatürk" adlı kitabında anlatılmıştır. 2-Son sözleri "Saat kaç" değildi Atatürk'ün 10 Kasım 1938 günü sabahı hayata gözlerini yumarken söylediği son sözleri "Saat kaç" olarak bilinir. Oysa biraz daha sonra, şuurunu kaybetmeye başlarken sürekli olarak tekrarladığı sözler "Aman dil! Aman dil!" olmuştur. Dil birliğini ve dil devrimini kasteden bu sözler Ata'nın gerçek son sözleridir. 3-" Benimle birlikte oldu" Atatürk'ün hayatına girdiği söylenen kadınlardan bir diğeri ise Macaristan'ın güzellik kraliçesi, TV filmlerinin seks ilahesi Zsa Zsa Gabor... Kimine göre bu tamamen uydurmadır, kimine göre ise Ata'nın küçük kaçamaklarından biri... Hatta tartışma o kadar uzar ki, yıllar sonra o gece Atatürk'ün masasında keman çalan "ecnebi kemancı" bulunur, olayın içyüzü sorulur. Kemancının anlattıkları ise kimseyi memnun etmez; "Atatürk o gece o kadar çok içmişti ki, hiçbir şey yapamadı, masada sızdı kaldı!" Zsa Zsa Gabor ise 1991 yılında New York'ta, Delacorte Yayınevi tarafından yayınlanan anılarında Ata'nın köşküne götürüldüğü o geceyi şöyle anlatıyor: "Üst kata çıktım. Atatürk, arkası dönük, el işlemesi, geniş gürgen bir koltuğa oturmuş, yanındaki masa üstünde duran nargilesini içiyordu. Yanına, kırmızı kadife koltuğa oturmamı istedi. Emrini yerine getirdim. Nargilesinin marpucunu bana doğru uzatıp içmemi söyledi. Dediğini yaptım ve dumanı içime çektim. Emri vaki tavırla diğer elinde tuttuğu rakı dolu, zümrüt kakmalı altın kadehi elime tutuşturdu. Rakıyı yudumlayarak içtim. Dans eden dansözlerin çıkmasını söyledikten sonra ikimiz baş başa kalmıştık. Rakının verdiği sarhoşlukla hipnotize olmuş gibiydim. Yanıma sokulu, benimle birlikte oldu." 4-Fikriye'nin sıktığı kurşun Atatürk'ü çocukluğundan beri tanıyan ve ona delicesine âşık olan bir kadındır Fikriye. Babasının kardeşi Ata'nın üvey babasıdır, bu sebeple üvey kuzendirler. Fikriye, Atatürk'ün evinde iki yıl yaşamış, ona bakmıştır. Verem olup sanatoryuma yatırıldığı günlerde Atatürk Latife Hanımla evlenir. Bu haberi duyan Fikriye Almanya'dan hemen İstanbul’a gelir. Köşk'e geldiğinde Atatürk ve Latife Hanım kahvaltıdadır. Mustafa Kemal'e haber verilir. Ancak Latife Hanımın kıskançlığı bastırılacak gibi değildir. Öfkeden deliye döner ve Fikriye'nin evden kovulmasını emreder. Fikriye hiç itiraz etmez, at arabasına biner ve yolda ona hediye edilen tabancayla kendini vurur. Kimine göre Fikriye Hanımın ölümü intihardır, kimilerine göre ise cinayet. 5-"Kafamdaki çivi..." Yakın çevresinin bütün uyarılarına rağmen Latife Hanımla evlenen Mustafa Kemal'in evliliği fazla uzun sürmedi. Zira Atatürk, Latife Hanım’ın (ki ona "Latif" diye hitap ederdi) kültürünü sevmişti. "Latif", daha sonra günlüğüne de böyle yazmıştır: "O benimle değil kültürümle evlendi!" Boşanma kararını ise "Latifin iki yakın arkadaşını yanına çağırarak onlara açıkladı: "Gidin kendisine bildirin, yakınlarısınız. Kararımı verdim. O, kafamın içinde bir çiviydi, çıkarmalıydım!"
Araştırmacı Yazar Prof. İlknur Güntürk Kalıpçı`nın “İçimizden Biri Atatürk” adlı yazısından alıntı:
Norveççede "Atatürk gibi olmak" diye bir deyim olduğunu BİLİYORMUSUNUZ?
-2004'de bir konferans veriyorum birden bir hanımefendi ayağa fırladı. Dedi ki "Ben Norveçliyim ve şu anda Norveç'te çok sık kullandığımız bir deyim var, bu deyimin anlamını anladım" dedi. Hanımefendi "nedir o deyim" dedim. "Norveççe'de "ataturk gibi dusunmek" deyimi var. Çok sık kullanırız bu deyimi." "nerelerde kullanırsınız" dediğimde "Hani bir problem veririz çöz diye o da tembellik eder çözmez. Deriz ki ona bu problemin mutlaka çözümü var. Birde ATATÜRK gibi düşün".
—O günün Anakarası kurak, çorak bir köy. Çankaya'dan meclise gelirken yol üzerinde sadece ama sadece bir tek iğde ağacı varmış. ATATÜRK o iğde ağacının önünden geçişlerinde arabasını durdururmuş, inermiş ve o iğde ağacına selam verirmiş. "Aman demişler paşam ne yapıyorsunuz böyle?", "Eee o demiş yediğim meyvenin, sığındığım gölgenin, soluduğum havanın bir neferi. En az diğer neferler kadar bunun da selama hakkı var". Yani "niye şaşırıyorsunuz?" der gibiymiş. Ve bir gün yanında bulunan arkadaşına "işte bu benim..." derken bide bakıyor ağaç yok ortada hemen iniyor "Ne yaptınız bu ağaca" diyor. "Paşam" diyorlar "yolu genişletmek için mecburduk kestik o ağacı". "Yahu diyor bir tek bana soraydınız bu ağacı kurtaracak bir yolu mutlaka bulurdum" diyor. Daha fazla dayanamıyor, arabasına biniyor, şoförünün ve arkadaşının gözü önünde hüngür-hüngür ağlamaya başlıyor. Bir tek iğde ağacı için mi dersiniz? Hayır. Çok zor şartlarda kurtardığı bu topraklarda yetişen bir canlıdır ve lideri olduğu için de bu toprakların da o iğde ağacının da sorumluluğu Mustafa Kemal'in omuzlarındadır da onun için.
—Yıl 1976, UNESCO üyelerine bir öneriyle gelir. Öneri paketindeki bir cümleyi sizlere okumak istiyorum. Diyor ki "Bu gün UNESCO'nun üzerinde çalıştığı bütün projelerin isim babası Mustafa Kemal'dir." Öneri nedir? Öneri ise onun doğumunun yüzüncü yılında, 152 üyesi vardı UNESCO'nun 152 ülkenin devletleri aynı anda kutlasın önerisidir. Birden İsveç delegesi ayağa kalkar ve şöyle söyler:
"Ne yani dünyada bu kadar devlet adamı var hepsinin doğum gününü böyle kutlayacak mıyız?" şeklindeki kinayeli sözlerine, Rus delegesi ayağa fırlar yumruğunu masaya vurur ve 152 ülkenin delegelerine aynen şöyle söyler;
"Genç delege arkadaşım hatırlatmak isterim ki ATATÜRK öyle dünyadaki herhangi bir lider değildir, bırakın onu bir yıl anmayı her ülke her problemimizde çare olarak aramalıyız" sözlerini döktürtebilen bir Mustafa Kemal. Sonra ne mi olur? UNESCO tarihinde ilk ve tekdir hiç negatif oy yok, hiç çekimser oy yok 152 ülke şu metne imza atar; hani İsveç delegesi demişti ya "ne yani" diye. O İsveç delegesi bu imzanın atıldığı gün mikrofona gelir ve aynen şunları söyler;
"Ben ATATÜRK’Ü inceledim bütün ülkelerden özür diliyor ilk imzayı ben atıyorum"
işte o muhteşem belge diyor ki;
"ATATÜRK KİMDİR; ATATÜRK ULULARARASI ANLAYIŞ, İŞBİRLİĞİ, BARIŞ YOLUNDA ÇABA GÖSTERMİŞ ÜSTÜN Kişi, OLAĞANÜSTÜ DEVRİMLER GERÇEKLEŞTİRMİŞ BİR İNKILAPÇI, SÖMÜRGECİLİK VE YAYILMACILIĞA KARŞI SAVAŞAN iLK ÖNDER, iNSAN HAKLARINA SAYGILI, DÜNYA BARIŞININ ÖNCÜSÜ, BÜTÜN YAŞAMI BOYUNCA iNSANLAR ARASINDA RENK, DİL, DİN, IRK AYIRIMI GÖSTERMEYEN, EŞİ OLMAYAN DEVLET ADAMI, TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN KURUCUSU"
Var mı böyle bir metin! Bir filozof der ki "bir ülke için kıstas aradığınız zaman o ülkenin en büyük liderini gözden geçirin" şu anda kıstas arayan ülkelere sanıyorum bundan daha iyi bir metin gösteremeyiz. İşte bu metin 152 ülke tarafından imzalanmıştır. Eşi olmayan devlet adamı metni. Peki, daha sonra ne olmuştur; 151 ülkede hemen-hemen bir yıl boyunca her yerde bu metni görebiliriz, soruyorsunuz bana o bir ülke kim? işte o ülkenin adını vermeye benim dilim maalesef varmıyor. — Bir röportajda "Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?" diye sorulur, Atatürk: "Şartlarımızı koyarız, kabullerine bağlı. Biz müracaat etmeyiz üye olmak için. Davet gelirse düşünürüz". Atatürk'ün bu söylevinden sonra BM (Birleşmiş Milletler) yasasının değiştirilip, ilk davet edilen ülkenin TÜRKİYE olduğunu BİLİYOR MUSUNUZ?
— Yıl 1938, Ata'nın ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiirden alıntı: "Allah bir ülkeye yardım etmek isterse onun elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemal gibi lider getirir." yazdığını BİLİYOR MUSUNUZ?
— Yıl 2000, ABD Başkanı'nın milenyum mesajından bir alıntı: "Bugün milenyumun hiç şüphe yoktur ki tek devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk'tür. Çünkü o yılın değil asrın lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir." dediğini BİLİYOR MUSUNUZ?
— Yıl 1996, Haiti Cumhurbaşkanı vasiyetinde mezar taşına yazılmasını istediği metni bırakmıştır. Diyor ki: "Bütün ömrüm boyunca Türkiye'nin lideri Mustafa Kemal Atatürk'ü anlamış ve uygulamış olmaktan dolayı mutlu öldüm." dediğini BİLİYOR MUSUNUZ?
— Atatürk çiçeği'nin adını, çiçeği bulan Wanderbit Üniversitesi profesörlerinden Doktor Kırk Landı'in koyduğunu ve bu çiçeğin tüm dünyada bu isimle üretilip satıldığını BİLİYOR MUSUNUZ?
— Yıl 2005, Amerika'nın en ünlü ekonomistlerinden birisi olan Mr. Johns`un önerisi "Türkiye ekonomiyle savaşta bir tek Atatürk' ü örnek alsın yeter." dediğini BİLİYOR MUSUNUZ?
— Atatürk’ün dünyada "Başöğretmen" sıfatlı tek lider olduğunu BİLİYOR MUYDUNUZ?
— M. Kemal ATATÜRK'ÜN "Milletimi şimdiye kadar söylediğim sözlerle ve hareketlerimle aldatmamış olmakla gurur duyuyorum." dediğini BİLİYOR MUSUNUZ?
— Yunan başkomutanı Trikopis'in, hiçbir zorlama ve baskı olmadan her Cumhuriyet Bayramında Atina'daki Türk büyükelçiliğine giderek, Atatürk'ün resminin önüne geçtiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu BİLİYOR MUSUNUZ?
— Atatürk’ün bir geometri kitabı yazdığını. Üçgen, açı, dikdörtgen gibi ve 48 tane geometri teriminin (Türkçe) isim babasını bu yazdığı kitapla bizzat Mustafa Kemal olduğunu BİLİYOR MUYDUNUZ?
— Yıl 1938, General McArthur'un en zor, en problemli, en buhranlı dönemi. Birden çok sıkılır ve yanında duran yüz yirmiden fazla kişiye döner ve aynen şöyle der: "Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal'i görmek için neler vermezdim" dediğini BİLİYOR MUYDUNUZ?
— Kurtuluş Savaşında rütbe alan birçok kadın askerlerimiz var. Ama dünya tarihine geçen tek bir üsteğmenimiz var; 700 erkek, 43 kadından oluşan bir müfrezenin reisliğine bizzat Atatürk tarafından atanmış Üsteğmen Kara Fatma olduğunu,
—Minber" adında bir gazete çıkarttığını ve 52 sayı yayımlanan gazetede ilk defa sansür kelimesi geçtiğini
VE ATATÜRK :
"Milletimi şimdiye kadar söylediğim sözlerle ve hareketlerimle aldatmamış olmakla gurur duyuyorum." M. Kemal ATATÜRK
Kaynak: www.haber10.com/haber/3100/ www.belturk.be www.ataturk.net www.mkemalataturk.com
EDİTÖR: Şebnem ERGİN
|
| |
|
| |
Okunma : 2227 Kez |
| |
|
|
|